Duyma bozuklukları

İşitme bozuklukları; doğumdan, yaşamın sonuna kadar bütün yaş guruplarını ilgilendiren bir durumdur. Yani doğumdan ölüme kadar hayatın her döneminde karşımıza çıkabilir. Her yaşta yaşamı olumsuz etkileyen bir rahatsızlıktır. Bu nedenledir ki yenidoğan döneminde yapılan testlerin arasında işitme taraması da yer almaktadır. Çünkü bebeklik döneminde tesit edilemeyen veya geç tesit edilen işitme kayıları yaşamın geride kalan bölümünü olumsuz yönde etkileyecektir.

            Bebeklik döneminde konuşmanın başlayabilmesi, öğrenmenin devam edebilmesi, erişkin dönemde sosyaleşmenin ve iletişimin gelişebilmesi için “işitme” olmazsa olmaz bir duyudur. Bu nedenle duyma bozukluğu hayatın her döneminde, tesit edildiği anda tedavi edilmesi gereken bir durumdur.  Her yaşta tedavisi farklı olsa da çoğu zaman yüz güldürücü sonuçlar verebilmektedir.

            Bebeklik döneminde tesit edilen işitme kaybı, hızlı bir şekilde işitme cihazı ile desteklenmelidir. İlk 6 ayda işitme kaybı tespit edilip, işitme cihazı kullanmaya başlayan  bebeklerde konuşma gelişimi oldukça iyidir.  Yapılan çalışmalarda dil ve konuşma gelişiminin; ilk 6 ayda işitme cihazı kullanmaya başlayan bebeklerde, daha geç yaşta kullanmaya başlayanlara göre anlamlı derecede daha iyi olduğu gösterilmiştir.

            Erişkin yaşta; travma (basınç, darbe), ani idiyoatik işitme kaybı, müzmin orta kulak enfeksiyonları ve bunların neticesinde meydana gelen kulak zarı ve orta kulak hasarları erken dönemde tespit edilip tedavi edilmelidir. Aksi taktirde tedavi edilmeleri oldukça zor hatta imkansızdır. Böyle durumlarda tedaviye ne kadar erken başlanır ise sonuç o kadar yüz güldürücüdür. Örneğin “ani idiyoatik işitme kaybında” 1. Günde tedaviye başlanması yüz güldürücü sonuçlar verirken, tedavinin geciktirilmesi başarı yüzdesini düşürmektedir. “Müzmin orta kulak enfeksiyonları” sonucu oluşan işitme kayıplarına, ne kadar erken müdahale edilirse başarı oranı o kadar yüksektir. Travma sonucu oluşan kulak zarı yırtıkları erken müdahale ile tamamen düzeltilebilir.

            İleri yaşlarda oluşan yaşlılığa bağlı oluşan işitme kayıplarının tedavisi de iletişimin ve sosyalliğin devam edebilmesi açısından önemlidir. Teknolojinin de ilerlemesi ile geliştirilen işitme cihazları yaşa bağlı oluşan işitme kayıplarında oldukça etkilidir. Genellikle ileri yaşlarda bireyler işitme cihazını kullanmayı istemeselerde, iyi bir bilgilendirme ile bu yanlış düşüncenin önüne geçilebilir.

            Kısacası duyma bozukluğu bir yaşın değil, her yaşın sorunudur ve şikayet hissedildiği anda doktora başvurulmalı ve tedaviye başlanmalıdır.       Erken tanının yüz güldürücü sonuçlar verdiği, ertelenen tanının tedavi başarısını düşürdüğü unutulmamalıdır.